Büyük Hisse Her Zaman Likit mi? BIST 100’de Gerçek Çıkış Kapasitesini Test Ettik
In Turkish: a data-driven study testing real exit capacity in BIST 100 stocks through free float, trading flow and stress resilience.
This text is a writing sample by Fatma Senem Karaaslan, published for portfolio purposes. This sample is written in Turkish.
Önceki araştırmamızı tek bir soruyla bitirmiştik: Piyasa bozulduğunda bu hissede gerçek çıkış kapasitesi ne kadar?
O soruyu Eylül 2026’daki sert satıştan sonra sormuştuk. Bazı hisselerde sorun fiyatın düşmesinden daha büyüktü. Satmak isteyen vardı ama karşı tarafta aynı büyüklükte alıcı yoktu. Normal günlerde milyarlarca liralık işlem gören bazı hisselerde birkaç hafta sonra işlem akışı neredeyse kurudu.
Bu da bize “şirket büyükse çıkış da kolaydır” düşüncesini yeniden test etmemiz gerektiğini gösterdi.
Bu kez tek tek kriz hisselerinden başlamadık. 1 Temmuz ile 30 Eylül 2026 arasında geçerli BIST 100 evrenindeki 100 hisseyi aynı masaya koyduk. Borsa İstanbul bu dönem için endeks bileşenlerini 19 Haziran’da açıklamıştı.
Krizin etkisini başlangıç verisine karıştırmamak için 10 Ağustos 2026 tarihindeki işlem hacimlerini sabit bir kesit olarak aldık. Bu tarih “normal günlerin ortalaması” değil. Eylül satışından önce, aynı BIST 100 evreninde çekilmiş ortak bir fotoğraf.
Sonra üç soruya baktık.
- Birincisi, işlem hacmi BIST 100 içinde gerçekten ne kadar eşit dağılıyor?
- İkincisi, aynı büyüklükte bir pozisyonu her hissede aynı rahatlıkla çevirmek mümkün mü?
- Üçüncüsü, yüksek hacimli görünen bir hisse piyasa bozulduğunda bu özelliğini koruyor mu?
İlk iki soru bizi 100 şirketlik dağılıma götürdü. Üçüncü soru ise Eylül krizinde DSTKF, KTLEV ve ODINE gibi hisseleri yeniden açmamıza neden oldu.
Araştırmanın sonunda tek bir “likit hisse puanı” çıkarmadık. Tam tersine, tek sayı üretmenin tehlikeli olduğunu gördük.
Piyasa değeri başka bir şeyi, fiili dolaşım başka bir şeyi, işlem hacmi ise başka bir şeyi anlatıyor. Gerçek çıkış kapasitesi bunların kesiştiği yerde oluşuyor.
KISA CEVAP
10 Ağustos kesitinde BIST 100 hisselerinin toplam işlem hacminin yaklaşık %48,8’i yalnızca en yüksek hacimli 10 hissede toplandı. İlk 20 hisse toplamın yaklaşık %71,9’unu oluştururken, hacmi en düşük 50 hissenin toplam payı yalnızca %7,3 oldu.
100 hissenin medyan işlem hacmi yaklaşık 630 milyon TL çıktı. 62 hissede günlük hacim 1 milyar TL’nin altındaydı.
Standart bir 1 milyar TL pozisyonu yalnızca karşılaştırma cetveli olarak kullandığımızda, medyan hissede bu tutar yaklaşık 1,59 günlük hacme denk geldi. Sekiz hissede ise 10 günlük hacmin üzerine çıktı.
Fakat en önemli karşı örnek Eylül’de geldi. 10 Ağustos’ta BIST 100’ün en yüksek hacimli hisseleri arasında bulunan DSTKF ve KTLEV’de 21 Eylül’e gelindiğinde TL bazlı işlem hacmi yaklaşık %99 çöktü.
Bizim bulgumuz şu: Bir hisseden çıkış kapasitesine bakarken üç kapıyı birlikte açmak gerekiyor. Fiili dolaşım havuzu ne kadar büyük? Normal işlem akışı ne kadar güçlü? Bu akış stres geldiğinde devam ediyor mu?
Likidite Nedir? Hacimle Aynı Şey Değil
“Likidite nedir?” sorusuna en basit cevap şu: Bir varlığı, fiyatı fazla bozmadan ne kadar kolay alıp satabildiğimizdir.
Bu tanımda iki ayrı parça var.
- Birincisi işlem yapabilmek.
- İkincisi bunu yaparken fiyatı fazla oynatmamak.
Bu yüzden işlem hacmi ile likidite aynı şey değil.
Bir hisse bir günde 5 milyar TL işlem görebilir. Bu, o gün çok fazla alıcı ve satıcının karşılaştığını gösterir. Fakat aynı hisseye tek seferde büyük bir satış emri gönderildiğinde emir defterindeki alıcılar geri çekiliyorsa fiyat hızla aşağı kayabilir.
Hacim yüksek olsa bile piyasa derinliği düşündüğümüz kadar güçlü olmayabilir. Fiili dolaşım oranı da resmin başka parçası.
Şirketin toplam piyasa değeri 100 milyar TL olabilir. Fakat sermayenin yalnızca %10’u fiili dolaşımdaysa borsada serbestçe işlem gören havuz yaklaşık 10 milyar TL’lik bir payı temsil eder.
Başka bir şirket 50 milyar TL piyasa değerine sahip olabilir ama %70 fiili dolaşımla çok daha geniş bir işlem havuzu sunabilir. Bu da “büyük şirket” ile “rahat işlem gören hisse” kavramlarının neden aynı olmadığını gösteriyor.
Piyasa derinliği ise bir adım daha ileri gidiyor. Sadece bugün ne kadar işlem yapıldığına değil, farklı fiyat seviyelerinde ne kadar alış ve satış emri bulunduğuna bakıyor.
Borsa İstanbul’un güncel pazar kriterlerinde likiditeyi, bir payda 1 milyon TL’lik alım ve satım yapmanın gün içindeki ortalama fiyat maliyeti üzerinden tanımlaması bu nedenle önemli. Gerçek likidite, işlemin büyüklüğü arttığında fiyatın ne kadar dayanabildiğiyle ilgili.
Bizim çalışmamızda bu resmi daha kolay anlaşılır biçimde parçaladık.
Resmî Borsa likidite kriterini yeniden üretmedik. Bunun yerine aynı günün BIST 100 hacimlerini karşılaştırdık, fiili dolaşım örneklerini açtık ve ardından stres döneminde hacmin devam edip etmediğine baktık.
Bu nedenle birazdan kullanacağımız “1 milyar TL günlük hacim eşdeğeri” gerçek satış süresi değildir. Bir hissenin 10 günlük hacmine denk gelen pozisyonun 10 günde satılacağını söylemiyoruz.
Büyük emir fiyatı değiştirir. Günlük hacmin tamamı tek yatırımcıya ait olamaz. Kriz gününde alıcılar kaybolabilir. Bu oran yalnızca aynı cetvelle 100 farklı hisseye bakmamızı sağlıyor.
Borsa İstanbul da Likiditeyi Neden Sadece Hacimle Ölçmüyor?
Bizim hacim cetvelimizin sınırını anlamanın en iyi yollarından biri Borsa İstanbul’un kendi kurallarına bakmak. Pay Piyasası’nda bütün hisselere aynı maksimum emir büyüklüğü uygulanmıyor.
Borsa, payları işlem hacmi ve piyasa değeri gibi likidite göstergeleriyle gruplandırıyor. Gruba göre tek seferde gönderilebilecek maksimum emir değeri değişiyor. Güncel uygulamada sınırlar 500 bin TL ile 10 milyon TL arasında farklılaşabiliyor.
Bu bize çok temel bir şey söylüyor: Piyasanın kendisi de her hissenin aynı büyüklükteki emri aynı rahatlıkla taşıyamayacağını kabul ediyor. Daha önemlisi, güncel pazar kriterinde likidite tanımı doğrudan fiyat etkisine bağlanıyor.
Bir payda 1 milyon TL’lik alım veya satım yapıldığında emir defterinde oluşan ortalama fiyat maliyeti ölçülüyor. İki hissede günlük hacim 1 milyar TL olabilir.
Birincisinde alış tarafında farklı fiyat seviyelerine yayılmış çok sayıda emir bulunabilir. 1 milyon TL’lik satış fiyatı çok az etkiler.
İkincisinde toplam günlük hacim yine 1 milyar TL olsa bile emir defteri belli anlarda sığ olabilir. Aynı 1 milyon TL’lik satış birkaç fiyat kademesini birden aşağı çekebilir.
Gün sonu hacmi bu farkı tek başına göstermez. Bu yüzden çalışmamızdaki 1 milyar TL hacim eşdeğerini “gerçek likidite puanı” olarak adlandırmıyoruz. O bize akışın büyüklüğünü karşılaştırma imkânı veriyor.
Gerçek piyasa derinliği için emir defteri ve fiyat etkisi de gerekiyor. Eylül stresi tam olarak bu ayrımı görünür hale getirdi. Normal dönemde yüksek hacim üreten bazı hisselerde sorun başladığında alıcı tarafı aynı hızda kalmadı. Hacim geçmişte güçlüydü ama bu gücün ne kadar dayanıklı olduğunu ancak stres geldiğinde gördük.
100 Hisseyi Aynı Masaya Koyunca Likiditenin Ne Kadar Yoğunlaştığını Gördük
10 Ağustos 2026’da OYAK Yatırım’ın BIST 100 ekranında endeksin günlük toplam işlem hacmi yaklaşık 188,7 milyar TL görünüyordu. Aynı sayfadaki 100 hisseyi tek tek karşılaştırdığımızda ilk fark hemen ortaya çıktı: Bu para 100 şirkete yakın biçimde dağılmıyordu.
En yüksek hacimli 10 hisse yaklaşık 92 milyar TL işlem gördü. Bu, bizim 100 hisse üzerinden hesapladığımız toplamın yaklaşık %48,8’i. İlk 20 hisseye çıktığımızda pay %71,9’a ulaştı. İlk 50 hisse toplam hacmin yaklaşık %92,7’sini oluşturdu. Geriye kalan 50 hisseye ise toplam akışın yalnızca %7,3’ü kaldı.
Başka bir ifadeyle BIST 100’ün yarısı, o gün endeksteki işlem parasının yüzde 10’una bile ulaşamadı. Ortalama işlem hacmi yaklaşık 1,89 milyar TL görünüyordu.
Fakat ortalama burada yanıltıcıydı. Tüpraş, Türk Hava Yolları, CW Enerji, SASA, Ereğli ve ASELSAN gibi çok yüksek hacimli hisseler sayıyı yukarı çekiyordu.
Medyan daha açıklayıcıydı: Yaklaşık 630 milyon TL. Yani 100 hisseyi küçükten büyüğe sıraladığımızda ortadaki hissenin günlük işlem hacmi yaklaşık 630 milyon TL’ydi.
Dağılımın alt tarafı daha da dikkat çekiciydi.
- 62 hissede günlük hacim 1 milyar TL’nin altındaydı.
- 43 hissede 500 milyon TL’nin altına düşüyordu.
- 26 hissede 250 milyon TL’nin altındaydı.
- 8 hissede günlük hacim 100 milyon TL’ye bile ulaşmıyordu.
10 Ağustos’ta hacmi en yüksek hisseler arasında TUPRS yaklaşık 12,94 milyar TL, THYAO 12,82 milyar TL, CWENE 10,40 milyar TL, SASA 9,38 milyar TL, EREGL 9,09 milyar TL ve ASELS 8,77 milyar TL ile öne çıktı.
Listenin diğer ucunda REEDR yaklaşık 67,5 milyon TL, ZOREN 68,8 milyon TL, ARCLK 70,3 milyon TL, TSKB 81,5 milyon TL, EUREN 84,8 milyon TL, QUAGR 88 milyon TL, GRSEL 94,7 milyon TL ve MAVI 98,3 milyon TL işlem gördü.
BIST 100 etiketi aynıydı ama işlem kapasitesi aynı değildi.
Tek Günlük Fotoğraf Bize Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
10 Ağustos’u seçmemizin bir nedeni vardı. Eylül krizinden yeterince önceydi ve araştırdığımız 1 Temmuz ile 30 Eylül BIST 100 evreninin içindeydi. Böylece bütün 100 hisseyi aynı piyasa gününde, aynı genel koşullar altında karşılaştırabildik.
Bunun avantajı karşılaştırılabilirlik. Dezavantajı ise tek gün olması. Bir şirket o gün bilanço açıklamış olabilir. Başka bir hissede özel bir haber, sert fiyat hareketi veya kurumsal işlem hacmi yükseltmiş olabilir.
10 Ağustos’taki hacim, bir şirketin uzun dönemli “normal” hacmi olmak zorunda değil. Bu yüzden iki şeyi özellikle yapmadık.
- Birincisi, 10 Ağustos verisinden “bu hisse her zaman likittir” sonucu çıkarmadık.
- İkincisi, 1 milyar TL hacim eşdeğerini gerçek satış süresi gibi sunmadık.
Tek günlük kesit bize BIST 100 içindeki işlem akışının ne kadar eşitsiz olduğunu gösterdi. Stres testi ise bu fotoğrafın dayanıklılığını sorguladı.
Bir sonraki veri katmanında 20 ve 60 günlük medyan hacimleri kullanmak, “normal işlem akışını” daha sağlam ölçmemizi sağlayacaktır. Fakat bu ilk geniş BIST çalışmasının bulgusu şimdiden net:
Aynı endeks içinde günlük işlem kapasitesi çok geniş bir aralıkta değişiyor ve bir gün güçlü görünen hacim stres altında kalıcı olmayabiliyor.
1 Milyar TL’lik Pozisyonu Aynı Cetvelle Ölçtüğümüzde Fark Daha Görünür Oldu
Hacim rakamları milyarlar ve milyonlar arasında gidip geldiğinde farkı zihinde tutmak zorlaşıyor. Bu yüzden bütün hisselere aynı soruyu sorduk: “1 milyar TL’lik teorik bir pozisyon, bu hissenin 10 Ağustos’taki işlem hacminin kaç katına denk geliyor?”
Yeniden vurgulayalım: Bu bir satış süresi hesabı değil. 1 milyar TL’yi gerçek portföy büyüklüğü olarak da seçmedik. Sadece bütün şirketlere aynı ağırlığı koymak için kullandığımız standart bir cetvel.
TUPRS’ta 1 milyar TL, o günkü hacmin yaklaşık 0,08’ine denk geliyordu. THYAO’da yine yaklaşık 0,08. CWENE’de 0,10, SASA’da 0,11, EREGL’de 0,11 ve ASELS’te yaklaşık 0,11 günlük hacim eşdeğeri çıktı.
Alt tarafa indiğimizde tablo tersine dönüyordu.
REEDR’de aynı 1 milyar TL yaklaşık 14,82 günlük hacme, ZOREN’de 14,54’e, ARCLK’ta 14,22’ye, TSKB’de 12,27’ye, EUREN’de 11,79’a, QUAGR’da 11,37’ye, GRSEL’de 10,56’ya ve MAVI’de 10,17’ye denk geliyordu.
100 hissenin medyanı yaklaşık 1,59 günlük hacim eşdeğeriydi.
Dağılımı dört basit gruba ayırdığımızda:
| 1 milyar TL’nin günlük hacme oranı | Hisse sayısı |
|---|---|
| 0,25 günden az | 15 |
| 0,25 ile 1 gün | 23 |
| 1 ile 5 gün | 40 |
| 5 gün üzeri | 22 |
Son grubun 8’i 10 günlük hacmi de aşıyordu. Bu bize önemli bir şey söylüyor. Aynı BIST 100 içinde standart bir pozisyonun piyasanın günlük akışına oranı yüz kattan fazla değişebiliyor. Üstelik gerçek hayatta büyük yatırımcı bütün günlük hacmi kullanamaz.
Bir hissenin günlük hacmi 100 milyon TL ise 1 milyar TL satmak için “10 gün beklemek” kadar basit bir denklem yok.
- Satışın kendisi fiyatı aşağı çekebilir.
- Diğer yatırımcılar emri görüp geri çekilebilir.
- Hacim artabilir ya da tamamen kuruyabilir.
Bu nedenle oranı sonuç değil, ilk alarm olarak görüyoruz.
Aynı Piyasa Değeri, Yaklaşık Yedi Buçuk Kat Farklı İşlem Akışı
Piyasa değerinin neden tek başına yeterli olmadığını göstermek için temiz bir çift bulduk: Koç Holding ve ENKA İnşaat.
10 Ağustos kapanış fiyatı ile şirketlerin toplam pay adetlerini kullandığımız yaklaşık hesapta KCHOL’un piyasa değeri 517,1 milyar TL, ENKAI’nin ise 517,2 milyar TL civarındaydı.
Neredeyse aynı büyüklük. Fakat aynı gün KCHOL’da yaklaşık 6,31 milyar TL işlem gerçekleşirken ENKAI’de hacim yaklaşık 843 milyon TL’de kaldı. Aradaki fark yaklaşık 7,5 kat.
Standart 1 milyar TL cetvelimizde KCHOL yaklaşık 0,16 günlük hacim eşdeğerine, ENKAI ise yaklaşık 1,19’a çıkıyordu. Toplam piyasa değeri bize bu farkı göstermiyordu.
Güncel KAP verilerinde KCHOL’un fiili dolaşım oranı %26,33, ENKAI’nin ise %8,24. KAP ayrıca 11 Eylül 2026’dan itibaren fiili dolaşım hesaplarında SPK’nın yeni ilke kararının esas alındığını belirtiyor.
Burada tarih farkına dikkat etmek gerekiyor. 10 Ağustos hacmi ile güncel fiili dolaşımı aynı günün verileriymiş gibi kullanmıyoruz. Bu karşılaştırmayı yapısal farkı göstermek için kullanıyoruz.
Bir de fiili dolaşım piyasa değeri kavramını toplam piyasa değerinden ayırmak gerekiyor. Toplam piyasa değeri bütün sermayeyi bugünkü fiyatla çarpar. Fiili dolaşım piyasa değeri ise yalnızca piyasada serbestçe işlem görebilen payların yaklaşık değerini düşünmemizi sağlar.
Bu sayı da gerçek likiditenin kendisi değildir. Çünkü serbest payların önemli bölümü uzun vadeli yatırımcıların elinde hareketsiz kalabilir. Yine de çıkış kapasitesine bakarken toplam piyasa değerinden daha yakın bir başlangıç noktasıdır.
“Şirket 500 milyar TL değerinde” cümlesi tek başına bize piyasada o gün gerçekten ne kadar payın dolaştığını ve hangi hızla el değiştirdiğini söylemiyor.
Fakat burada ikinci bir tuzağa da düşmemek gerekiyor: “Fiili dolaşım yüksekse hisse kesin likittir” diyemeyiz.
27 Ağustos’ta yayımlanan BIST 100 fiili dolaşım tablosunda KRDMD’nin oranı %92,98, MAVI’nin %72,57 seviyesindeydi. İkisi de yüksek.
Buna rağmen 10 Ağustos işlem hacmi KRDMD’de yaklaşık 2,26 milyar TL, MAVI’de yalnızca 98,3 milyon TL oldu.
Ters yönde de örnek var. Aynı eski hesaplama tablosunda VAKBN’nin fiili dolaşımı %7,44, HALKB’nin %8,44 seviyesindeydi. Buna rağmen 10 Ağustos’ta VAKBN yaklaşık 1,73 milyar TL, HALKB 3,03 milyar TL işlem gördü.
Demek ki fiili dolaşım bize havuzun büyüklüğünü anlatıyor. Hacim, o havuzdaki suyun ne kadar hızlı hareket ettiğini.
Aynı Endeks İçinde Dört Farklı Likidite Profili Çıktı
Bu örnekleri yan yana koyduğumuzda BIST 100’ü sadece “likit” ve “likit değil” diye ikiye ayırmanın fazla kaba olduğunu gördük.
En az dört farklı profil var.
Birinci Grup: Yüksek Fiili Dolaşım ve Güçlü İşlem Akışı
Bu gruptaki şirketlerde iki olumlu unsur aynı anda bulunuyor. Birincisi, şirket sermayesinin görece büyük bölümü piyasada serbestçe işlem görüyor. İkincisi, bu serbest paylar günlük işlemlerde gerçekten aktif biçimde el değiştiriyor.
KRDMD bu profil için iyi bir örnek. Ağustos sonundaki tabloda fiili dolaşım oranı %90’ın üzerindeydi. 10 Ağustos’taki işlem hacmi de yaklaşık 2,26 milyar TL seviyesindeydi. Yani piyasada yalnızca geniş bir serbest pay havuzu yoktu, o havuzun içinde belirgin bir işlem akışı da vardı.
Bu tip hisselerde teorik olarak çıkış kapasitesi daha güçlü görünür. Çünkü büyük bir pozisyonun karşısında hem daha geniş bir dolaşım havuzu hem de yüksek günlük işlem akışı vardır.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Yüksek fiili dolaşım ve yüksek hacim, fiyatın hiçbir zaman sert düşmeyeceği anlamına gelmez. Sadece normal koşullarda alıcı ile satıcının buluşabileceği alanın daha geniş olduğunu gösterir.
Bu nedenle bu grubu “güvenli hisseler” olarak değil, normal piyasa koşullarında daha geniş işlem kapasitesine sahip hisseler olarak okumak daha doğru.
Başka bir ifadeyle, çıkış kapısı geniştir. Ama piyasa paniğinde o kapının ne kadar açık kaldığını yine stres testi gösterir.
İkinci Grup: Düşük Fiili Dolaşım ve Güçlü İşlem Akışı
Bu grup ilk bakışta biraz çelişkili görünüyor. Piyasada serbestçe işlem gören pay oranı düşük, fakat günlük işlem hacmi güçlü.
VAKBN ve HALKB buna örnek verilebilir. Eski fiili dolaşım tablosunda VAKBN yaklaşık %7,44, HALKB yaklaşık %8,44 seviyesindeydi. Buna rağmen 10 Ağustos’ta VAKBN yaklaşık 1,73 milyar TL, HALKB yaklaşık 3,03 milyar TL işlem gördü.
Buradaki kritik nokta şu: Fiili dolaşım bize havuzun büyüklüğünü söyler. İşlem hacmi ise o havuz içindeki devir hızını gösterir.
Bir havuz küçük olabilir ama içindeki paylar gün içinde çok sık el değiştirebilir. Bu durumda düşük fiili dolaşım oranına rağmen yüksek işlem hacmi oluşabilir. Bu profil, fiili dolaşım oranını tek başına likidite göstergesi olarak kullanmanın neden riskli olduğunu gösteriyor.
Düşük fiili dolaşım bazen dar bir piyasa anlamına gelebilir. Fakat paylar çok aktif işlem görüyorsa yatırımcı normal günlerde oldukça güçlü bir işlem akışıyla karşılaşabilir.
Buna karşılık bu yapı başka bir riski de barındırabilir. Serbest pay havuzu dar olduğu için, güçlü işlem akışının önemli bölümü belirli yatırımcı grupları veya kısa vadeli işlemler tarafından oluşturuluyorsa piyasa koşulları değiştiğinde hacim hızlı biçimde düşebilir.
Bu yüzden bu grupta sormamız gereken soru sadece: “Bugün ne kadar hacim var?” değil. Şu da önemli: “Bu hacmi hangi büyüklükte bir serbest pay havuzu üretiyor ve bu devir hızı stres anında sürdürülebilir mi?”
Bu grup bize düşük fiili dolaşımın otomatik olarak düşük likidite anlamına gelmediğini, ama yüksek hacmin de tek başına kalıcı likidite garantisi olmadığını gösteriyor.
Üçüncü Grup: Düşük Fiili Dolaşım ve Daha Yavaş İşlem Akışı
Bu profil, toplam şirket büyüklüğünün yatırımcıyı en kolay yanıltabileceği alanlardan biri. ENKAI örneği burada dikkat çekiyor.
KCHOL ile yaklaşık aynı toplam piyasa değerine sahip olmasına rağmen ENKAI’nin günlük işlem akışı belirgin biçimde daha düşük kaldı. 10 Ağustos’ta KCHOL yaklaşık 6,31 milyar TL işlem görürken ENKAI yaklaşık 843 milyon TL seviyesinde kaldı.
Güncel fiili dolaşım oranlarında da fark belirgin. KCHOL yaklaşık %26,33 seviyesindeyken ENKAI yaklaşık %8,24 civarında.
Bu profil bize şunu gösteriyor: Bir şirket çok büyük olabilir, fakat piyasada serbestçe işlem gören pay oranı düşükse ve bu paylar günlük olarak yoğun biçimde el değiştirmiyorsa toplam piyasa değeri yatırımcının çıkış kapasitesini olduğundan daha büyük gösterebilir.
Ekranda 500 milyar TL’nin üzerinde bir şirket görmek, 500 milyar TL’lik aktif bir piyasa olduğu anlamına gelmez.
Serbest pay havuzu dar olduğunda ve günlük işlem akışı da sınırlı kaldığında büyük bir pozisyonun piyasada eritilmesi daha uzun sürebilir veya fiyat üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir.
Bu grupta özellikle toplam piyasa değeri ile fiili dolaşım piyasa değeri arasındaki fark önem kazanıyor.
Toplam piyasa değeri şirketin tamamını anlatır. Fiili dolaşım piyasa değeri ise piyasada gerçekten serbestçe işlem görebilen kısmın yaklaşık büyüklüğünü gösterir. Günlük işlem hacmi de bu serbest havuzun ne kadar aktif olduğunu söyler.
Bu nedenle bu grup için en doğru soru: “Şirket ne kadar büyük?” değil. “Bu büyüklüğün ne kadarı piyasada gerçekten dolaşıyor ve o dolaşım ne kadar aktif?” olur.
Bu profil, önceki araştırmada ortaya çıkan “ekranda büyük, çıkışta dar” fikrinin en net örneklerinden biri.
Dördüncü Grup: Yüksek Fiili Dolaşım ve Zayıf İşlem Akışı
Bu grup ilk bakışta daha da şaşırtıcı olabilir. Çünkü piyasada serbestçe işlem görebilen pay oranı yüksek olmasına rağmen günlük alım satım zayıf kalıyor.
MAVI bunun iyi örneklerinden biri. Ağustos sonundaki tabloda fiili dolaşım oranı yaklaşık %72,57 seviyesindeydi. Buna rağmen 10 Ağustos’taki işlem hacmi yaklaşık 98,3 milyon TL ile BIST 100’ün alt tarafında kaldı.
Burada sorun havuzun küçüklüğü değil. Havuz geniş, fakat o gün içinde yeterince aktif değil. Bu durum bize likiditenin sadece “ne kadar pay serbest?” sorusundan oluşmadığını gösteriyor. Serbest dolaşımın yüksek olması, yatırımcıların bu payları sürekli alıp sattığı anlamına gelmez.
Bir hissede çok büyük bir serbest pay havuzu bulunabilir. Ancak yatırımcıların çoğu uzun vadeli taşıyorsa, kurumsal yatırımcıların payı yüksekse veya o gün işlem ilgisi zayıfsa günlük hacim düşük kalabilir.
Bu yüzden yüksek fiili dolaşım oranı teorik bir kapasite sunar, fakat gerçek işlem kapasitesini günlük piyasa davranışı belirler.
Bu profil özellikle şu farkı görünür hale getiriyor: Potansiyel likidite ile gerçekleşen likidite aynı şey değildir. Fiili dolaşım yüksek olduğunda piyasada işlem görebilecek büyük bir pay havuzu vardır. Ama bu paylar gerçekten el değiştirmiyorsa, çıkış yapmak isteyen yatırımcı o geniş havuzun tamamına aynı anda erişemez.
Bu nedenle yüksek fiili dolaşım oranı olumlu bir başlangıç noktasıdır, fakat günlük işlem hacmi zayıfsa çıkış kapasitesi yine sınırlı kalabilir.
MAVI örneği bize şunu söylüyor: Geniş havuz, güçlü akış anlamına gelmez. Gerçek likidite için serbest payların yalnızca var olması değil, piyasada aktif biçimde dolaşması gerekir.
“Benim Portföyüm 1 Milyar TL Değil” Diyen Yatırımcı İçin Bu Hesap Neden Önemli?
1 milyar TL’lik cetvel ilk bakışta bireysel yatırımcıdan çok büyük fonları ilgilendiriyor gibi görünebilir. Aslında formül ölçeklenebilir.
Bir hissede 1 milyar TL, günlük hacmin 10 katına denk geliyorsa 100 milyon TL yaklaşık bir günlük hacme, 10 milyon TL ise onun onda birine denk gelir.
Aynı oran korunur. Böylece kendi pozisyonumuzu da piyasanın normal işlem akışına göre düşünebiliriz. Asıl soru: “Portföyüm kaç TL?” değil. “Pozisyonum bu hissenin normal günlük akışının ne kadarı?”
Elbette küçük yatırımcının pozisyonu çoğu BIST 100 hissesinde günlük hacmin çok küçük parçasıdır. Normal günlerde sorun yaşamayabilir. Fakat kriz günü herkes aynı anda aynı hesabı yapar.
Fonlar nakit yaratmak ister. Kredili yatırımcı teminat tamamlamak zorunda kalabilir. Kısa vadeli yatırımcı zararı kesmek ister. Başka yatırımcılar ise yeni alım yapmak yerine beklemeyi seçer.
Böyle bir günde küçük pozisyon bile teoride gördüğümüzden daha zor satılabilir. Özellikle fiyat günlük alt sınıra sıkışmışsa, ekranda milyonlarca liralık satış emri olduğu halde gerçekleşen işlem çok küçük kalabilir.
Bu yüzden “benim param küçük, likidite beni ilgilendirmez” demek de eksik. Likidite sorunu portföy büyüklüğünden önce piyasanın iki tarafının hâlâ karşılaşabilmesiyle ilgili.
Hacim Düşerken Fiyatın da Düşmesi Neden Önemli?
Düşük işlem hacmi tek başına kötü bir şey değildir. Bir hissede o gün kimse işlem yapmak istememiş olabilir. Fiyat sakin kalabilir. Stres anında farklı bir durum görüyoruz:
Satmak isteyenler artıyor fakat gerçekleşen işlem aynı ölçüde artmıyor. Bu durumda emir defterinde büyük satış isteği bulunmasına rağmen gerçek işlem hacmi düşük kalabilir.
Özellikle fiyat alt sınıra geldiğinde satıcı çok, alıcı çok az olabilir. Böyle bir günde: “Hacim düşük, demek ki satış yok.” yorumu yanlış olur. Tam tersine düşük gerçekleşen hacim, satış isteğinin karşı taraf bulamadığını gösterebilir.
Bu nedenle Eylül örneklerinde sadece fiyat düşüşüne değil, işlem hacminin ne kadar korunduğuna da baktık.
En Büyük Karşı Örnek Eylül’de Geldi: Yüksek Hacim Krizde Buharlaşabiliyor
10 Ağustos fotoğrafına yalnızca hacim üzerinden baksaydık DSTKF ve KTLEV için oldukça rahat bir sonuç çıkarabilirdik.
DSTKF yaklaşık 7,00 milyar TL işlem hacmiyle BIST 100 içindeki en yüksek hacimli dokuzuncu hisseydi. KTLEV yaklaşık 7,52 milyar TL ile sekizinci sıradaydı.
Standart 1 milyar TL pozisyon, DSTKF’de yaklaşık 0,14, KTLEV’de 0,13 günlük hacim eşdeğeriydi. Kâğıt üzerinde oldukça güçlü.
Sonra Eylül geldi. DSTKF 11 Eylül’de 2.525 TL kapanmıştı. 21 Eylül’de 1.786 TL’ye indi. Kayıp yaklaşık %29,3.
21 Eylül’deki TL işlem hacmi yalnızca 28,46 milyon TL oldu. 10 Ağustos’taki yaklaşık 7 milyar TL ile karşılaştırdığımızda işlem hacmi yaklaşık %99,6 azalmıştı.
KTLEV’de tablo daha sertti. 11 Eylül kapanışı 37,64 TL, 21 Eylül kapanışı 20,04 TL oldu. Kayıp yaklaşık %46,8. 21 Eylül TL hacmi yaklaşık 70 milyon TL seviyesindeydi. 10 Ağustos’taki 7,52 milyar TL’ye göre düşüş yaklaşık %99,1.
ODINE ise 10 Ağustos’ta yaklaşık 754 milyon TL hacimle BIST 100’ün orta bölgesindeydi. 11 Eylül’de 781,50 TL olan fiyat 21 Eylül’de 416,25 TL’ye indi. Kayıp yaklaşık %46,7.
21 Eylül işlem adedi 11.541 lotla sınırlı kaldı. Kapanış fiyatıyla hesapladığımız TL karşılığı yaklaşık 4,8 milyon TL. 10 Ağustos’a göre hacim kaybı yaklaşık %99,4.
Üç farklı başlangıç seviyesi ama aynı ders. Normal günde yüksek işlem görmek, kriz gününde alıcıların aynı yerde kalacağını garanti etmiyor.
Burası çalışmanın en önemli karşı örneği oldu. Çünkü hacim cetvelimiz DSTKF ve KTLEV’i oldukça rahat gösteriyordu. Stres testi ise tam tersini söyledi.
Demek ki yalnızca “Bugün kaç milyar TL hacim var?” sorusu yetmiyor. Yanına şunu da koymamız gerekiyor: “Bu hacim zor günde ne kadarının kalması muhtemel?”
27 Hissenin BIST 100’den Çıkması da Hacmin Tek Başına Yeterli Olmadığını Gösterdi
Araştırmanın sonunda ilginç bir doğal takip testi daha çıktı. Borsa İstanbul 21 Eylül’de 1 Ekim ile 31 Aralık 2026 arasında geçerli olacak yeni endeks listesini açıkladı. BIST 100’de 27 şirket değişti.
Bu değişiklikleri bizim 10 Ağustos hacim fotoğrafımızla karşılaştırdık. Endeksten çıkarılan 27 hissenin 10 Ağustos işlem hacmi medyanı yaklaşık 521 milyon TL çıktı. Endekste kalan 73 hissenin medyanı yaklaşık 755 milyon TL. Yani çıkarılan grubun medyanı yaklaşık %31 daha düşüktü.
27 şirketin 17’si 10 Ağustos hacim sıralamasının alt yarısındaydı. 9’u alt çeyrekte bulunuyordu. İlk bakışta bu, düşük işlem akışının endeksten çıkışla güçlü biçimde örtüştüğünü düşündürebilir.
Ama yine karşı örnek çıktı. BALSU, DSTKF, KTLEV ve PASEU 10 Ağustos’ta hacim sıralamasının üst çeyreğinde olmalarına rağmen yeni dönemde BIST 100’den çıkarıldı.
Dolayısıyla “Hacmi düşük olan çıktı, yüksek olan kaldı.” diyemiyoruz. Zaten Borsa İstanbul’un güncel yaklaşımı da tek değişkene bakmıyor.
Yeni pazar kriterlerinde likiditenin yanında volatilite, özsermaye ve diğer koşullar bulunuyor. Likidite de sadece toplam günlük işlem hacmiyle değil, 1 milyon TL’lik işlemin emir defterinde yarattığı fiyat maliyetiyle ölçülüyor.
Bizim 10 Ağustos çalışmamızın resmî kriterin yerine geçmemesinin nedeni tam olarak bu. Hacim bize ilk kapıyı açıyor. Emir defteri ve fiyat etkisi içeri girince gerçek likidite resmi değişiyor.
Makropiyasa’nın Çıkış Kapasitesi İçin Üç Kapı Testi
Bu araştırmadan sonra bir hissenin çıkış kapasitesini tek bir oranla anlatmak yerine üç farklı noktaya birlikte bakmanın daha anlamlı olduğunu düşünüyoruz.
Çünkü piyasa değeri, fiili dolaşım ve işlem hacmi aynı şeyi ölçmüyor. Üstelik normal günde güçlü görünen işlem kapasitesi, piyasa bozulduğunda aynı seviyede kalmayabiliyor.
Bu nedenle Makropiyasa’nın Üç Kapı Testi üç basit sorudan oluşuyor.
1. Kapı: Fiili Dolaşım
İlk soru şu: Şirketin toplam değerinin ne kadarı gerçekten piyasada serbestçe işlem görebiliyor?
Toplam piyasa değeri yüksek olabilir ancak şirket sermayesinin yalnızca küçük bir bölümü fiili dolaşımdaysa yatırımcıların işlem yaptığı gerçek havuz çok daha dar kalabilir.
KCHOL ile ENKAI karşılaştırması bunu gösterdi. İki şirketin yaklaşık toplam piyasa değerleri birbirine oldukça yakınken güncel fiili dolaşım oranları belirgin biçimde farklıydı.
Fakat yüksek fiili dolaşım da tek başına güçlü likidite anlamına gelmiyor. MAVI örneğinde fiili dolaşım oranı yüksek olmasına rağmen 10 Ağustos işlem hacmi 100 milyon TL’nin altında kaldı.
Yani ilk kapı bize havuzun ne kadar geniş olduğunu söylüyor. O havuzun ne kadar aktif olduğunu ise henüz bilmiyoruz.
2. Kapı: Normal İşlem Akışı
İkinci kapıda şu soruya geçiyoruz: Bu hissede normal bir günde ne kadar para gerçekten el değiştiriyor?
10 Ağustos kesitinde BIST 100 içindeki fark oldukça büyüktü. TUPRS ve THYAO gibi hisselerde günlük işlem hacmi yaklaşık 13 milyar TL seviyesine yaklaşırken bazı BIST 100 hisselerinde 100 milyon TL’nin altında kaldı.
Standart olarak kullandığımız 1 milyar TL’lik teorik pozisyon da bu farkı görünür hale getirdi. TUPRS’ta 1 milyar TL yaklaşık 0,08 günlük hacme denk gelirken REEDR’de yaklaşık 14,82 günlük hacme eşitti.
Bu rakam gerçek satış süresi değil. Yalnızca aynı büyüklükteki pozisyonun piyasanın günlük işlem akışına göre ne kadar büyük hale geldiğini gösteriyor.
Bu kapı, özellikle toplam piyasa değeri birbirine yakın şirketlerde önemli. KCHOL ile ENKAI’nin piyasa değerleri yakınken 10 Ağustos işlem hacimleri arasında yaklaşık 7,5 kat fark vardı.
Fakat burada da analiz bitmiyor. Çünkü bugün yüksek hacimli olan bir hisse, piyasa stresinde aynı işlem kapasitesini korumayabilir.
3. Kapı: Stres Dayanıklılığı ve Piyasa Derinliği
Üçüncü kapı şu soruyu soruyor: Herkes aynı anda çıkmak istediğinde ilk iki kapıda gördüğümüz kapasitenin ne kadarı ayakta kalıyor?
DSTKF ve KTLEV burada önemli karşı örnekler oldu. 10 Ağustos’ta DSTKF yaklaşık 7 milyar TL, KTLEV yaklaşık 7,52 milyar TL işlem hacmine sahipti. Yani normal gün fotoğrafında oldukça güçlü bir işlem akışı görülüyordu. 21 Eylül’e gelindiğinde DSTKF’nin işlem hacmi yaklaşık 28,46 milyon TL’ye, KTLEV’nin ise yaklaşık 70 milyon TL’ye geriledi. İki hissede de hacim kaybı yaklaşık %99 seviyesine ulaştı.
Bu nedenle normal günlerdeki yüksek hacim, stres anında aynı miktarda alıcının piyasada kalacağını garanti etmiyor.
Üçüncü kapıda yalnızca “kaç TL işlem oldu?” sorusuna değil, büyük satış geldiğinde fiyatın ne kadar bozulduğuna ve alıcıların piyasada kalıp kalmadığına da bakmak gerekiyor.
Borsa İstanbul’un likiditeyi belirli büyüklükteki işlemin fiyat üzerindeki maliyetiyle ölçmesi de bu yüzden önemli.
Üç kapıyı birlikte düşündüğümüzde çerçeve basitleşiyor: Fiili dolaşım bize havuzun büyüklüğünü, normal işlem akışı havuzun ne kadar aktif olduğunu, stres dayanıklılığı ise zor günde bu kapasitenin ne kadarının gerçekten kullanılabilir kaldığını gösteriyor.
Bu nedenle bizim için gerçek çıkış kapasitesi, en güçlü görünen göstergeden değil, en dar kalan kapıdan etkileniyor.
MAKROPİYASA BULGUSU
10 Ağustos BIST 100 kesitinde işlem hacmi son derece yoğunlaşmıştı. En yüksek hacimli 10 hisse toplam akışın yaklaşık %48,8’ini, ilk 20 hisse %71,9’unu oluşturdu. Alt 50 hissenin payı yalnızca %7,3’tü.
Piyasa değeri de tek başına çıkış kapasitesini açıklamadı. Yaklaşık aynı toplam piyasa değerine sahip KCHOL ve ENKAI arasında günlük işlem hacmi yaklaşık 7,5 kat farklıydı.
Fiili dolaşım tek başına da yeterli çıkmadı. Yüksek fiili dolaşımlı hisseler arasında işlem hacmi milyarlarca liradan 100 milyon TL’nin altına kadar değişebildi.
En güçlü karşı örnek stres testinden geldi. 10 Ağustos’ta BIST 100’ün en yüksek hacimli hisseleri arasında bulunan DSTKF ve KTLEV’de 21 Eylül’e gelindiğinde TL işlem hacmi yaklaşık %99 geriledi.
Bizim için gerçek çıkış kapasitesi üç şeyin birlikte okunmasını gerektiriyor: piyasada gerçekten dolaşan pay havuzu, normal zamandaki işlem akışı ve bu akışın stres anındaki dayanıklılığı.
Önceki araştırmanın sonunda: “Piyasa bozulduğunda bu hissede gerçek çıkış kapasitesi ne kadar?” diye sormuştuk.
Bu çalışma o soruya tek sayı vermedi. Bize daha kullanışlı bir cevap verdi. Bir hissenin milyarlarca liralık piyasa değerine sahip olması, çıkış kapısının milyarlarca lira genişliğinde olduğu anlamına gelmiyor. Bir gün milyarlarca lira işlem görmesi de o kapının yarın açık kalacağını garanti etmiyor.
Bu yüzden artık bir şirkete bakarken: “Ne kadar büyük?” sorusunu tek başına bırakmıyoruz. Yanına bir soru daha koyuyoruz: Ben çıkmak istediğim gün piyasa da aynı şeyi yapmak isterse ne olur?
Kullanılan Kaynaklar
1. Borsa İstanbul, BIST Pay Endeksleri 01.07.2026-30.09.2026 Dönemsel Değişiklikleri: Araştırmada kullanılan 2026 üçüncü çeyrek BIST 100 evreninin belirlenmesinde kullanıldı.
2. OYAK Yatırım, BIST 100 Piyasa Verileri: BIST 100 hisselerinin fiyat ve işlem hacmi verilerinin alınmasında kullanıldı.
3. Borsa İstanbul, Pay Piyasası Pazarları ve Pazarları Belirleme Kriterleri: Piyasa değeri, fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri, fiili dolaşım oranı ve Borsa İstanbul’un güncel likidite kriterinin tanımlarının kontrol edilmesinde kullanıldı.
4. Borsa İstanbul, Pay Piyasası İşleyişi: Maksimum emir değerlerinin hisselerin işlem hacmi ve piyasa değeri gibi likidite göstergelerine göre farklılaştırıldığının açıklanmasında kullanıldı.
5. Borsa İstanbul, Pay Piyasası Prosedürü PDF: Pay Piyasası’nın ayrıntılı işlem esaslarının, emir yapısının ve piyasa mikro yapısına ilişkin teknik düzenlemelerin kontrol edilmesinde kullanıldı.
6. KAP, Koç Holding Şirket Genel Bilgileri: KCHOL’un toplam pay adedi ile güncel fiili dolaşımdaki pay adedi ve %26,33 fiili dolaşım oranının kontrol edilmesinde kullanıldı.
7. KAP, ENKA İnşaat Şirket Genel Bilgileri: ENKAI’nin 6 milyar toplam pay adedi ile güncel %8,24 fiili dolaşım oranının kontrol edilmesinde kullanıldı.
8. Borsamatik, BIST 100’de Fiili Dolaşımı En Yüksek Hisseler: 27 Ağustos 2026 tarihli BIST 100 fiili dolaşım karşılaştırmasında KRDMD başta olmak üzere yüksek fiili dolaşım oranına sahip şirketlerin kontrol edilmesinde kullanıldı.
9. Fintables, Yeni Fiili Dolaşım Oranları: Hangi Şirkette Ne Değişti?: SPK’nın yeni fiili dolaşım hesaplama yaklaşımının 11 Eylül 2026 sonrasında şirketlerin fiili dolaşım oranlarını nasıl değiştirdiğinin incelenmesinde kullanıldı.
10. Investing.com, Destek Finans Faktoring (DSTKF) Tarihsel Verileri: DSTKF’nin Eylül 2026 fiyat ve işlem hacmi hareketlerinin stres testi kapsamında incelenmesinde kullanıldı.
11. Investing.com, Katılımevim Tasarruf Finansman (KTLEV) Tarihsel Verileri: KTLEV’nin Eylül 2026 fiyat ve işlem hacmi hareketlerinin stres testinde kullanılmasında kullanıldı.
12. Investing.com, ODINE Solutions Tarihsel Verileri: ODINE’nin Ağustos sonu ve Eylül 2026 dönemindeki fiyat düşüşünün ve işlem hacmindeki daralmanın incelenmesinde kullanıldı.
13. Borsa İstanbul, BIST Pay Endeksleri 01.10.2026-31.12.2026 Dönemsel Değişiklikleri: 2026 dördüncü çeyrek BIST 100 bileşenlerinin ve önceki döneme göre endekse giren/çıkan şirketlerin belirlenmesinde kullanıldı.
14. Borsa İstanbul, Endeks Duyuruları: Dönemsel endeks değişikliklerinin yanı sıra Temmuz-Eylül 2026 dönemindeki dönem içi endeks değişikliklerinin kontrol edilmesinde kullanıldı.
15. Bloomberg HT, Borsa İstanbul’da Pazar Kriterleri Değişti, Endeksler Yeniden Şekillendi: 21 Eylül 2026 tarihli Pay Piyasası Prosedürü değişikliği sonrasında likidite, volatilite ve özsermaye kriterlerinin yeni pazar ve endeks yapısındaki rolünün ikincil olarak kontrol edilmesinde kullanıldı.
16. Borsa İstanbul, Güncel Prosedürler: Araştırmanın yayımlandığı tarihte geçerli Pay Piyasası Prosedürü’nün sürüm tarihinin ve güncel resmî dokümanın kontrol edilmesinde kullanıldı.
Hesaplamalar: Makropiyasa.
Ana BIST 100 kesit tarihi: 10.08.2026.
Veri kontrol tarihi: 27.09.2026.
Finance content is not investment advice.